Egemen Bağış
  • Dil : Türkçe
    Egemen Bağış
  • Dil : Türkçe

    TÜRK KIZILAYI PAKİSTAN'A İLK ULAŞAN ULUSLARARASI GRUPLAR ARASINDA

    Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Pakistan'a ilk ulaşan uluslararası gruplar arasında Türk Kızılayı'nın, gönüllü gruplarının ve kurtarma derneklerinin yer aldığını ve bunların yerel makamlarla koordinasyon halinde malzemelerin dağıtımını gerçekleştirmiş olduklarını ifade etti.
    ABC kanalı temsilcisi Şehnaz Öner'e röportaj veren Bağış, Pakistan'daki sel felaketi ardından yapılan yardım çalışmalarına değindi.
    Türk hükümetinin ve insani yardım kuruluşlarının hadiseye felaketin hemen ardından tepki verdiklerini belirten Bağış, şöyle devam etti:
    "Ayrıca Türk halkı Pakistan halkına yardım sağlamak üzere camilerde, alışveriş merkezlerinde, okullarda ve diğer kamu alanlarında başlatılan kampanyalar yoluyla bağışta bulunmuştur. Türkiye ve Pakistan arasındaki kültürel bağlar on yıllar öncesine dayanmaktadır, bu bakımdan gerek parasal açıdan gerekse dualar biçiminde duygusal destek şeklinde böylesi hızlı bir tepkinin verilmiş olması şaşırtıcı olmamıştır.
    Türk iş dünyası da bir başka kampanya yürütmekte olup, Odalarımız yaptıkları 1 milyon dolarlık bağışla öncülük etmişlerdir."
    Bu hafta, sel felaketi sonrasında Pakistan'a derhal ilgi gösterilmemiş olması hakkında çeşitli tartışmalar oldu. Sizce Batı dünyası Haiti'deki ve dünyanın başka yerlerindeki felaketlere neden çok daha kısa sürede tepki verdi? Bazıları yardım yapılmamasının nedeninin İslamofobi olduğunu söylüyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?
    Haiti ve dünyanın başka yerlerindeki felaketlere çok daha kısa sürede tepki veren Batı dünyasından, sel felaketi sonrasında Pakistan'a derhal ilgi gösterilmemiş olmasının ve bunun nedeninin İslamofobi olup olmadığı şeklindeki soruyu Bağış şöyle yanıtladı:
    "Dünyanın, bir doğal afetin yol açabileceği en büyük yıkıma neden olmuş olan bu felaketin boyutlarını tam olarak anlayamamış olduğunu düşünmeyi tercih ediyorum. Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısı, yalnızca felaketin boyutlarının ve çekilen acının büyüklüğünün anlaşılması açısından değil aynı zamanda küresel güçlerin desteğinin sağlanması açısından da önemli bir platform olmuştur."
    Bağış, "Türkiye, Doğu'ya daha çok yaklaşırken Batı'ya sırtını mı döndü?" şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi:
    "Türkiye, doğu ve batı arasında güçlü bağlar gerektiğinin farkındadır ve bölgedeki bütün komşularıyla birlikte barış için çalışmaktadır. Bölgede sıcak savaş ve soğuk savaş da dâhil olmak üzere tüm savaş çeşitlerini yaşanmıştır. Türkiye, savaş riskini azaltmayı amaçlamakta ve bölgedeki tansiyonu düşürmek için büyük çaba sarf etmektedir. Türkçede bir söz vardır: Eğer komşunun evi tutuşmuşsa ve sen yangını söndürmeye yardım etmezsen, o yangın mutlaka senin evine de sıçrar. Bu, Türkiye'nin bölgedeki işbirlikçi yaklaşımının arkasında yatan temel ideolojidir. Bir ayağı sağlamken diğeri çürük olan bir köprüye güvenip geçer misiniz?
    İşte Türkiye, doğu ve batı arasında bütün ayakları güçlü olan bu köprüdür. Sadece doğu ve batı arasındaki kültürler için bir köprü değil; aynı zamanda kuzeyle güney, doğuyla batı arasındaki enerji ticareti için de bir köprü konumundayız."
    Bağış, anayasa değişikliği paketinin, yeni dış politikanın bir parçası olup olmadığı konusundaki soruyu ise şöyle yanıtladı:
    "Yeni anayasa Türkiye'deki Kamu Politikasını değiştirecektir; ancak bunu doğrudan Türkiye'nin dış politikasıyla ilişkilendirmek yanlış olur. Türkiye 1986 yılından beri AB üyesi olmaya çalışıyor ve mevcut askeri darbe anayasasıyla bunu başaramamış olması bir tesadüf değildir. Bu nedenle, tıpkı AB üyesi olmadan önce anayasalarını değiştiren İtalya ve Yunanistan gibi pek çok ülkede olduğu şekliyle Türkiye'de de anayasayı değiştirecek olan referandum 12 Eylül tarihinde gerçekleşecektir. Bu yüzden, batıya dönük dış politika, son zamanlardaki değişikliklerle ancak güçlenmiştir. Şüphesiz, anayasa değişiklik paketinin kabul edilmesinden sonra Türkiye daha demokratik, şeffaf, modern, saygın ve zengin bir ülke haline gelecektir."
    Bağış, anayasa değişiklik paketiyle ilgili olarak şunları söyledi:
    "Anayasa değişiklik paketini okuyanlar, bu reformun toplu iş sözleşmelerine ilişkin görüşmelerin yolunu açarak ve daha güçlü bir yargı sistemiyle Türkiye'nin çalışkan insanlarını güçlendireceğini biliyorlar.
    Eğer Türkiye'deki 11 bin hâkim ve savcımızın güvenebileceği ve onların sorunlarını içtenlikle ele alacak şeffaf bir yargı mekanizması istiyorsak, eğer vatandaşlarımızın mahkemelerde sorunlarla karşılaşmalarını istemiyorsak, eğer herkesin güvenebileceği hem bağımsız hem de özgür bir yargıya kavuşmak istiyorsak 12 Eylül'de "Evet" diyeceğiz.
    12 Eylül 2010 Türkiye'nin AB katılım sürecinde bir dönüm noktası olacaktır. Askeri darbenin 30. yıl dönümünde, askeri darbe mantığına " Hayır"; özgürlük, demokrasi ve şeffaflığa "Evet" diyeceğiz.

    GÜNCEL

    Copyright © 2016 Egemen Bağış

    Brunsia Web Architects
      [Kod-Menu-List]
  • [Kod-Menu-0-Adi]
      [Kod-Menu-0-Alt]
  • [Kod-Menu-1-Adi]
      [Kod-Menu-1-Alt]
  • [Kod-Menu-2-Adi]
    • [Kod-Menu-List]
  • [Kod-Menu-0-Adi]
      [Kod-Menu-0-Alt]
  • [Kod-Menu-1-Adi]
      [Kod-Menu-1-Alt]
  • [Kod-Menu-2-Adi]
    • Menü
    • [Kod-Menu-List]
  • [Kod-Menu-0-Adi]
  • [Kod-Menu-0-Alt]
  • [Kod-Menu-1-Adi]
  • [Kod-Menu-1-Alt]
  • [Kod-Menu-2-Adi]
  • [Kod-Blog-Baslik]