DEVLET BAKANI VE BAŞMÜZAKERECİ EGEMEN BAĞIŞ, AB KARARLILIĞINI YİNELEDİ
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "Türkiye'de Çeviri Eşgüdüm Biriminin Kapasitesinin Güçlendirilmesi İçin Teknik Yardım" projesinin Bilkent Otel'de düzenlenen kapanış toplantısına katıldı.
AB Genel Sekreteri Büyükelçi Oğuz Demiralp ile AB Komisyonu'nun Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Tibor Varadi'nin de katıldığı toplantıda konuşma yapan Bağış, Türkiye'nin AB'ye katılım süreci çerçevesinde AB mevzuatının Türkçeye, Türk mevzuatının ise İngilizceye çevrilmesinin söz konusu olduğunu hatırlattı ve Türkiye'nin AB'ye katılım konusundaki kararlılığını vurguladı. Bağış, şunları kaydetti:
"Bugüne kadar müzakerelere başlayıp da bitiremeyen ülke yok. Türkiye'nin başlaması biraz uzun sürdü. İlk 45 yıl, gerek AB gerekse Türkiye"de yapılan bazı hatalar yüzünden maalesef müzakere tarihi bile alamadan geçti. Ama 2004 sonunda alınan tarih ve başlanan müzakereler bugün kararlılıkla devam ettiriliyor. Müzakereye başlayıp da bitiremeyen ülke yok. Türkiye de istisna olmayacak."
Bağış, müzakereler bittiği zaman Türkçe'nin de AB dillerinden biri olacağını belirterek, bu nedenle çeviri alanında büyük bir potansiyel bulunduğunu, dil alanında uzmanlaşmış hukukçulara ve çeşitli dillerdeki çevirmenlere ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Mevzuatların yanlış çevrilmesi durumunda ciddi hukuki sıkıntılar doğabileceğine işaret eden Bağış, AB Genel Sekreterliği (ABGS) bünyesindeki çeviri eşgüdüm biriminin güçlendirilmesi için şu anda yeni bir kanun taslağı üzerinde çalışıldığını, bu konuya çok önem verdiklerini belirterek, çeviri ve hukuk konusunda ayrı bir birim oluşturulmasını ve bu birimi hukukçularla da takviye etmeyi planladıklarını kaydetti.
Nüfus projeksiyonuna bakıldığı zaman Türkiye AB'ye tam üye olduğu zaman Türkçenin AB içinde en çok kullanılan dillerden biri olacağına dikkati çeken Bağış, bu nedenle bu konuya şimdiden önem verilmesi gerektiğini söyledi.
Bağış, Türkiye'nin Avrupalı kimliği ile ilgili olarak da şunları ifade etti:
"Biz aslında bir yandan Gümrük Birliği ve AB üyesi ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızla diğer yandan uluslararası örgütlerdeki giderek artan aktif varlığımızla AB kurumları içindeki yerimizi çoktan aldık. Türkiye'nin Avrupalı kimliğini kimse sorgulamaya açmasın. Çünkü Türkiye en kötü gününde bile Avrupalıydı. Biz imparatorluğumuzun yıkılma tehlikesi yaşadığı dönemde bile "Avrupa'nın hasta adamı" olarak adlandırılmıştık. Kimse bize "Asya'nın hasta adamı" dememişti. Eğer biz en kötü günümüzde bile Avrupalı olabildiysek bugün tarihimizin en iyi günlerini yaşıyoruz, en müreffeh, en demokratik, çağdaş günlerimizi yaşıyor ve daha çağdaş günlere doğru kararlı adımlarla ilerliyoruz. Bugün her zamankinden daha çok Avrupalıyız. Ama aynı zamanda Asyalıyız. Hem bir Balkan, hem Karadeniz, hem Akdeniz hem de Orta Doğu ve Kafkas ülkesiyiz. Bir Avrasya ülkesiyiz. Bizi diğer kültürlerden farklı kılan, farklı kültürlerin bir araya gelip yaşayabildiği, hoşgörü içinde birbirlerinin kültürlerini zenginleştirebildikleri bir ülke olmamız bizi AB ülkeleri içinde farklı bir noktaya getirecektir."
Bağış, yeni oluşturulan AB Terimleri Sözlüğü"nün hazırlanmasında emeği geçenlere de teşekkür ederek, AB sürecinde çevirmen, tercüman ve dil bilimcilerin çok önemli olacağını kaydetti.
Toplantıya katılan AB Genel Sekreteri Büyükelçi Oğuz Demiralp de AB Terimleri Sözlüğü"nün ciddi bir çalışma sonucu ortaya çıktığını söyleyerek, bu sözlüğün müzakere sürecine önemli bir katkı yapacağını bildirdi.
AB Komisyonu'nun Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Tibor Varadi de katılım sürecinde çevirinin önemine işaret ederek, yanlış veya eksik çevirilerin ciddi hukuki sıkıntılar yaratabileceğini belirtti.
Kaynak: AA


