• Dil : Türkçe
  • Dil : Türkçe

    TÜRKİYE'NİN AB SÜRECİ: MİLYONLAR İÇİN İLHAM KAYNAĞI

    Brüksel'de yayımlanan European Voice adlı haftalık dergi, 19 Mayıs 2011 tarihli sayısında, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın "Türkiye'nin AB Süreci: Milyonlar için İlham Kaynağı" başlıklı makalesine yer verdi.

    Bağış, makalesinde şu satırlara yer verdi:

    Orta Doğu ve Kuzey Afrika isyan dalgalarıyla çalkalanırken, Türkiye demokratikleşme ve sosyo-ekonomik dönüşümüyle bölgedeki değişim yanlısı gruplar için gerçek bir ilham kaynağı olmaktadır.

    Türkiye'nin ön plana çıkmasında, bölgedeki ülkelerle Osmanlı dönemine kadar uzanan tarihi bağları etkili olmaktadır hiç kuşkusuz. Ama Türkiye, günümüzde daha ziyade, toplumunu, ekonomisini ve politikalarını dönüştürmesiyle, güçlü ve demokratik bir bölgesel aktör haline gelmesiyle, ilham kaynağı olmaktadır.

    Türkiye'nin uluslararası yapılara güçlü biçimde bağlanmış olması, toplumsal dinamizmi güçlendirmiş, demokrasinin sağlamlaşmasını teşvik etmiştir. Türkiye, özellikle son on yılda, ifade, basın, din ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerle ilgili önemli adımlar atmıştır. İdam cezası kaldırılmıştır. Sivil-asker ilişkileri normalleşmiştir.

    Ekonomi alanında ise, sağlam makroekonomik politikalar ve kapsamlı yapısal reformların bir sonucu olarak, 2002 yılından bu yana yaşanan kayda değer orandaki büyüme, Türkiye'yi yabancı yatırımcılar için cazip hale getirmiştir. Avrupa'nın altıncı, dünyanın ise on altıncı en büyük ekonomisine sahip olan Türkiye'de kişi başına düşen gelir, birçok AB ülkesinden daha yüksek seviyeye ulaşmıştır. Türkiye ekonomisi, Avrupa'nın büyük ekonomilerinden daha hızlı büyümektedir. Son on yılda, hastane, okul ve karayollarının sayısı üçe katlanmıştır. AB'ye katılım sürecinin bu sosyo-ekonomik dönüşümde itici güç olduğu konusunda şüphe yoktur.

    Türkiye'nin, Balkanlardan Ortadoğu'ya, Kafkaslara kadar uzanan bölgede yer alan ülkeler bakımından, siyasi ve ekonomik anlamda bir ilham kaynağı haline gelmesinde, son yıllarda izlediği aktif dış politikanın önemli bir etkisi olmuştur. Türkiye, aynı zamanda, hem İslam Konferansı Örgütü'nün başkanlığını yapan, hem de AB ile üyelik müzakerelerini sürdürebilen tek ülkedir. Türkiye'nin bu geniş bölgedeki ülkelerle izlediği "sıfır sorun, sınırsız ticaret" politikası, Türkiye'yi bir istikrar limanı haline getirmiştir. Türkiye, bir arabulucu olarak, bölgede uzun süredir var olan sorunları çözmeye çalışmaktadır.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, isyanlar başladığında, bölgedeki yönetimleri sokaklardaki halkın sesine kulak vermeye çağıran, dünyadaki ilk liderlerden biri olmuştur. Günümüzde, Fas'tan Afganistan'a, Mısır'dan Filistin'e kadar uzanan bölgede Sayın Erdoğan'ın itibarı daha da artmıştır.

    İsyanlar, Araplar için Türkiye'yi ön plana çıkarmış ve yaşanan bu süreçte Türkiye'nin AB ile bütünleşmesinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır. New York'taki Faslı bir taksi sürücüsünün ya da Londra'daki Mısırlı bir garsonun, "Türkiye bir gün AB üyesi olacak mı" sorusuyla karşılaşmak şaşırtıcı değildir. Zira, Ortadoğu halkları, medyası ve hükümetleri Türkiye'nin AB sürecini yakından takip etmektedir.

    Otoriter rejimleri devirmeye çalışan Araplar bugün için özgürlük ve değişim, yarın için demokrasi ve refah istemektedir. Türkiye'nin AB'ye katılımı onlar için olumlu bir işaret olacaktır. Ayrıca, Türkiye'nin AB'ye katılımı, yüzyıllardır Batılı yapılar tarafından dışlandıklarını düşünen milyonlarca kişi için de önemli bir gösterge olacaktır.

    Türkiye'nin Birliğe katılım sürecinde karşılaştığı çifte standartlar, Müslüman dünyasında bu eski düşüncelerin yeniden ortaya çıkmasına neden olmakta ve AB'nin bir değerler manzumesini mi temsil ettiği, yoksa kendisini "Hıristiyan Avrupa" olarak mı tanımladığı sorusunu gündeme getirmektedir. Çifte standartlar, yalnızca bölgedeki reform hareketleri bakımından olumsuz etki yaratma riski taşımıyor, ayrıca AB'nin, savunduğu temel değerler konusundaki samimiyeti bakımından da şüpheleri arttırıyor.

    Bazı AB üyesi ülkelerin dar görüşlülüğü nedeniyle, Türkiye'nin AB üyeliği hedefinden uzaklaşması, kalkınma ve demokratikleşme süreçleri için Türkiye'yi öncü olarak gören milyonlarca kişinin cesaretini kıracaktır. Bu ayrıca, demokrasi, kültürel çeşitlilik ve çoğulculuk gibi evrensel değerleri teşvik eden ve normatif bir güç olmayı hedefleyen Birliğin inandırıcılığını da zedeleyecektir. Gerçek bir küresel güç olmayı isteyip istemediğine AB karar verecektir…

    Kaynak: Europeanvoice

    GÜNCEL

    Copyright © 2016 Egemen Bağış

    Brunsia Web Architects
      [Kod-Menu-List]
  • [Kod-Menu-0-Adi]
      [Kod-Menu-0-Alt]
  • [Kod-Menu-1-Adi]
      [Kod-Menu-1-Alt]
  • [Kod-Menu-2-Adi]
    • [Kod-Menu-List]
  • [Kod-Menu-0-Adi]
      [Kod-Menu-0-Alt]
  • [Kod-Menu-1-Adi]
      [Kod-Menu-1-Alt]
  • [Kod-Menu-2-Adi]
    • Menü
    • [Kod-Menu-List]
  • [Kod-Menu-0-Adi]
  • [Kod-Menu-0-Alt]
  • [Kod-Menu-1-Adi]
  • [Kod-Menu-1-Alt]
  • [Kod-Menu-2-Adi]
  • [Kod-Blog-Baslik]