AB SÜRECİ İÇİN EVET
Gazetelerde periyodik olarak yayımlanan makalesini bu kez 20 Temmuz 2010 tarihli Yeni Şafak Gazetesi için yazan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 12 Eylül Referandumuna ve Anayasa Değişikliği Paketi'nin getireceklerine değindi.
Egemen Bağış, makalesinde şu satırlara yer verdi:
12 Eylül Türkiye için tarihi bir öneme sahiptir. 12 Eylül darbesi bu ülkenin tarihinde kara bir lekeydi. 12 Eylül 2010 ise bu acı hatıranın izlerinin silinerek büyük bir coşkuya dönüştüğü, demokrasi bayramının yaşandığı ve Türkiye'nin kaybolan yıllarının telafi edileceği yeni bir sürecin başlangıcı olacaktır.
Kabul edelim ki, 12 Eylül darbesi bu ülkeden çok şeyi alıp götürmüştür, yediden yetmişe herkes o darbe sonucunda bedel ödemiştir. Ancak bugün bedel ödemeyen CHP, MHP ve hatta BDP liderliği, tabanlarının bu acı hatırasına saygısızlık yapıyorlar. Sağ-sol çatışmasına kurban edilen vatandaşlarımızın kemiklerini sızlatıyorlar
Özellikle ülkücü camianın önde gelenleri bunu dile getiriyorlar ve MHP üst yönetiminin, ülkücülere ihanet içerisinde olduğunu söylüyorlar. CHP ve BDP tabanında da aynı hissiyatın olduğunu düşünüyorum. 12 Eylül'ün bedelini ödemiş olan vatandaşlarımızın, bu bedelin hesabını sormaya hayır diyeceklerine inanmıyorum.
MHP VE BDP'NİN ÜST YÖNETİMİ ÇIKAR BİRLİKTELİĞİ YAPIYOR
Son dönemde hem reform adımlarımızda, hem de terör gibi milli bir meselede dahi MHP'nin BDP'yle, BDP'nin MHP'yle aynı çizgiyi, aynı yaklaşımları benimsemesinde bir gariplik olmalı. MHP üst yönetiminin tabanına yaptığı saygısızlığın en bariz örneği vuvuzela olayıydı. Millet iradesinin temsil edildiği yüce Meclisi, sirke çevirmek kimsenin haddi de değil, hakkı da değil. MHP tabanı bu sululuğu hak etmiyor.
Darbe mağdurları şimdi kaçak güreşiyor: Vakti zamanında Diyarbakır Askeri Cezaevi, Mamak Muharebe ve Dil Okulunda konuk edilenler (!) bugün 12 Eylül cuntasının izlerini gelin birlikte silelim dediğimizde yan çiziyorlar.
Türkiye her ilerlemeye çalıştığında, her atılım yapmak istediğinden darbe Anayasası bir mıknatıs gibi biz geri çekiyordu. Şimdi ise yeni düzenlemelerle Türkiye'yi şaha kaldıracak, Türkiye'yi hep daha ileriye doğru zorlayacak bir kaldıraç niteliğine bürünecek.
PAKET AB SÜRECİNİN PARÇASI
AB üyelik sürecinde çıkardığımız bütün uyum paketlerine bedel bir değişiklik paketini milletimizin onayına sunuyoruz. O yüzden AB sürecinde de önemli bir eşiği aşmış oluyoruz. Zira pakette yer alan maddeler tamamen AB uyum sürecinin de gerektirdiği düzenlemelerdir.
Bu pakette her kesim temsil edilmektedir. Bu pakette her bir madde demokratik standartlarımızı daha ileriye taşıyacak niteliktedir. Bu paketteki her bir unsur milletimizin sosyal yaşamını kolaylaştıracak mahiyete sahiptir.
Darbe Anayasasının ruhu ortalıklarda dolaşıyorken, AB standartlarında bir demokrasiye ulaşamazsınız. 12 Eylül günü milletimiz, darbeci zihniyetin ruhuna son Fatihasını okuyacaktır.
Anayasa paketimiz sadece 26 maddeden oluşuyor olabilir. Ancak bu metnin içeriğine baktığımızda 1982 Anayasası'nın ruhunu büyük ölçüde değiştirdiğini görüyoruz. O yüzden milletimiz bunu mini bir Anayasa olarak değerlendirebilir. İşte bu mini paketten bazı başlıklar.
MİNİ ANAYASA REFERADUMU
En çok tartışılan Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yeni yapısı AB üyesi ülkelerle uyumlu hale geliyor: Prof. Ergün Özbudun'un da belirttiği gibi Batı demokrasileri arasında anayasa mahkemesi hakimlerinin seçimini Parlamento iradesinden tümüyle koparmış Türkiye'den başka ülke yoktur, örneğin Almanya, Polonya ve Macaristan'da Anayasa Mahkemesi Üyelerinin tamamı Parlamento tarafından seçilmektedir. Türkiye'de sadece bir kısmının Meclis tarafından seçilmesine itirazı demokratik bir anlayışla bağdaştırmak mümkün değildir. HSYK'nın oluşması bakımından da; demokratik ülkelerin çoğunda yasama ve yürütmenin bu tarz Kurullara üye seçmesi söz konusudur.
Demokrasi kelimesini dillerinden düşürmeyenler şunlara nasıl hayır diyecek: Darbecilere yargı yolu açılıyor.
Sivilleşme: Asker kişilerin; Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve işleyişe karşı suçlara ait davaları her durumda adliye mahkemelerinde görülüyor.
Yargı vesayetine son veriliyor: Yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerinin hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı vurgulanıyor. Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve demokratik meşruiyeti artıyor. Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısı tıpkı gelişmiş ülkelerdeki gibi geniş katılımlı bir şekle dönüştürülüyor.
Hukuk Devleti ve insan Hakları kavramlarını dillerinden düşürmeyenler şunlara nasıl hayır diyecek: Fişlemeye karşı anayasal koruma getiriliyor: Kişilerin ırk, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançları, dernek, vakıf ve sendika üyeliği, sağlık ve özel yaşamları ve her türlü mahkûmiyetleri ile ilgili kişisel veriler işlenmesi yasaklanıyor. Bu tür kişisel bilgiler üçüncü kişilere verilemiyor, açıklanamıyor.
Seyahat Hürriyeti: Yurt dışı yasağının sadece hâkim kararına bağlı olarak sınırlandırabilmesi hükme bağlanıyor.
Ombudsmanlık oluşturuluyor.
DEVLET 'SOSYAL' OLUYOR
Memura Yeni Haklar: Memurların disiplin kovuşturması konusunda uyarma ve kınama cezalan da yargı denetimine açılıyor. YAŞ'ın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına ve HSYK'nın meslekten çıkarma cezası kararlarına itiraz yolu getiriliyor.
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru: Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki Anayasal hak ve özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve kanun yollarının tüketilmiş olması şartıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilecek.
"Sosyal Devlet" kelimesini dillerinden düşürmeyenler şunlara nasıl hayır diyecek:
ÇALIŞANLARIN HAKLARI ARTIYOR
Pozitif Ayrımcılık: Kadınlar lehine yapılacak düzenlemeler bundan böyle eşitlik ilkesine aykırı olarak değerlendirilemeyecek. Engelliler başta olmak üzere "özel surette korunması gereken kesimler" için yapılacak her türlü değişiklik de bu kapsamda yer alacak.
Eşitlik tikesi: Anayasaya "Çocuklar,yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz" ibaresi ekleniyor.
Ailenin Korunması: Çocukların korunmasında devletin yükümlülüğü artırılıyor.
Sendika Kurma Hakkı: Bir kişinin aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolu açılıyor.
Toplu Sözleşme Hakkı: Memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor.
Grev ve Lokavt Hakkı: Grev esnasında oluşan maddi zarardan sendika sorumlu tutulamayacak. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılıyor.
Unutmayın yanlış trene bindiyseniz, koridorda ters yöne doğru koşmanın bir yararı olmaz.


