Egemen Bağış
  • Dil : Türkçe
    Egemen Bağış
  • Dil : Türkçe

    AB'DE ZAMANIN RUHU TÜRKİYE'Yİ İŞARET EDİYOR

    Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 13 Mayıs 2010 tarihli Milliyet Gazetesinin "Konuk Yazar" köşesinde yayımlanan makalesinde, Türkiye'nin AB üyelik sürecine değindi.
    Her hafta farklı bir gazetede kendisinin ya da Avrupa Birliği Genel Sekreteri Büyükelçi Volkan Bozkır'ın imzasıyla AB ile ilgili bir makale yayınlanacağını belirten Bağış, makalesinde şu satırlara yer verdi:
    Türkiye'nin yarım asır boyunca gelgitlerle dolu olan Avrupa Birliği sürecinin 17 Aralık 2004 Brüksel Zirvesi ile gerçek zeminine oturması ve 2005 yılında katılım müzakerelerinin başlaması özellikle ülkemizin yakın tarihi açısından ibret verici bir başarı hikâyesidir.
    2002 yılında göreve geldiğimizde Avrupa Birliği sürecinde yeni bir sayfa açtık ve AB üyeliğini ülkemiz için en öncelikli hedef olarak belirleyerek yol haritamızı ortaya koyduk. Nitekim, aynı zamanda bir demokrasi ve kalkınma paketi de olan bu yol haritamızı kararlılıkla uygulamamız neticesinde Türkiye Avrupa Birliği'ni müzakere tarihi vermeye adeta mecbur bırakmıştır.
    Katılım müzakereleri devam ederken şimdiden Türkiye'nin gerek demokratik standartlar, gerekse kalkınma düzeyi bakımından birçok Avrupa Birliği üyesi ülkenin önüne geçmesi, Avrupa'nın en büyük 6'ncı ekonomisi haline gelmesi tamamen hükümetimizin bu yöndeki kararlılığının bir tezahürüdür. Elbette Avrupa Birliği çevrelerinde ve Avrupa kamuoylarında Türkiye'ye ilişkin birtakım önyargıların olduğu, hatta bu önyargıların zaman zaman müzakerelerin lafzı ve ruhuyla bağdaşmayan şekilde süreci sekteye uğrattığı bir gerçektir. Şu anda 18 fasılda müzakerelerin tıkanması da bunun bir sonucudur.
    Ancak bizim için aslolan hangi koşulda olursa olsun Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlarını yakalamasıdır.
    Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesinin bugünkü en doğru adresi Avrupa Birliği standartlarıdır. Bunun dışında ulaşmak istediğimiz bütün adreslerin sonu da çıkmaz sokaktır. Şu anda da 30 maddelik anayasa değişikliği paketimizle bu standartlara ulaşmak için yeni bir sürecin eşiğindeyiz. Daha önce Avrupa Birliği müzakerelerimiz açısından bu paket içerisindeki her bir maddenin, AB katılım müzakerelerinde de adeta birer fasıl açmak kadar önemli olduğunu, sürece çok önemli bir ivme katacağını ifade etmiştik.
    Türkiye tartışmaları daha dengeli
    Nitekim Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin web sayfasında da bulabileceğiniz çalışmamız, paketteki maddelerin AB uyum sürecimiz açısından arz ettiği önemi en yalın haliyle ortaya koyuyor.
    Demokrasinin "ama"sı, "eğer"i yoktur. O halde Türkiye'de demokrasinin çok daha kökleşmesi ve güçlenmesinden yana olan herkesin bu pakete destek vereceğini düşünüyoruz. Öte yandan, bu paketle birlikte Türkiye'nin son 7.5 yılda içeride sağladığı istikrar ve güven ortamını, reformlar noktasındaki kararlılığını ve küresel planda artan etkinliğini yan yana getirdiğimizde Avrupa Birliği sürecinde de zamanın Türkiye lehine işlediğini görüyoruz. Nitekim Türkiye'ye ilişkin tartışmalar, her ne kadar halen bazı önyargıların ipoteği altında da olsa, nispeten daha makul ve dengeli düzeye gelmeye başlamıştır.
    Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin hazmetme kapasitesini zorlaştırmayacağı, aksine AB'nin daha sorunsuz bir sindirim sistemine sahip olmasını sağlayacağı Avrupa çevrelerinde de daha iyi anlaşılıyor. Almanya Şansölyesi Sayın Merkel'in Türkiye ziyareti ve Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye Mevsimi etkinliklerinin kapanışı vesilesiyle gerçekleştirdiği Fransa ziyareti de bunun bir teyidi niteliğinde olmuştur.
    Merkel'in, müzakerelerin devamının önemine ve ahde vefa ilkesine dikkat çekmesi Almanya'nın AB üyeliğimize desteğinin en güncel teyidi olmuştur. Ocak ayındaki Türkiye ziyaretinde Şansölye Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, değerli dostum Guido Westervelle gibi Sayın Merkel de samimi yaklaşımıyla takdir toplamıştır. Daha önce Almanya'nın AB Dönem Başkanlığında katılım müzakerelerimizin en hızlı dönemini yaşamamız ve 3 başlıkta müzakereleri açmamız da esasen Almanya'nın bu sürece desteğinin bir tezahürüdür.
    'İmtiyazlı ortaklık' ikili ilişkilerin konusu
    Ziyaret vesilesiyle, "imtiyazlı ortaklık" tartışmalarının artık gündeme gelmemesi yönündeki beklentilerimiz de Şansölyeye bir kez daha aktarılmıştır. Kendisiyle görüşmemizde bu tür yaklaşımları Türkiye'ye yapılmış bir hakaret olarak kabul ettiğimizi de bizzat dile getirme imkânım olmuştur. Bu tür teklifler esasen Almanya ile Türkiye ilişkilerinin derinliği ve geleneksel vizyonuna da yakışmayan bir mahiyet taşıyor. Zira ekonomik, siyasi, tarihi ve kültürel açılardan son derece özel bağlarımız olan Almanya ile ilişkilerimizin "ayrıcalıklı" bir konumu bulunuyor ve bu bağlar Türkiye-AB ilişkileri açısından da işbirliğimizi vazgeçilmez kılıyor.
    Bu çerçevede, imtiyazlı veya ayrıcalıklı ortaklık gibi kavramları biz ancak Almanya ile ikili ilişkilerimiz konusunda kabul edebilir ve konuşabiliriz. Diğer taraftan, Sayın Başbakanımızın Fransa ziyareti de Avrupa Birliği sürecimiz bakımından son derece verimli geçmiştir. Özellikle Başbakanımızın Cumhurbaşkanı Sayın Sarkozy ile yaptığı görüşme, bu zamana kadar hiçbir görüşmede şahit olmadığım ölçekte samimi ve yapıcı bir atmosfer içerisinde gerçekleşmiştir.
    Başbakanımızın kendisine yaptığı daveti kabul etmesi ve yıl sonuna doğru Sayın Sarkozy'nin Türkiye'yi ziyaret etmek istediğini beyan etmesi Fransa ile Türkiye arasında yakalanan anlayış birliğinin de bir göstergesidir. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın orada Fransa'nın efsanevi Lideri De Gaulle'ün 47 yıl önce sarf ettiği şu söze atıfta bulunması anlamlıdır: "Türkiye, bugün her zamankinden daha çok Batı'nın ve Avrupa'nın ayrılmaz bir parçasıdır." İnanıyorum ki Fransa ve Almanya ekseninde yaşanan gelişmeler, Avrupa Birliği'nin yeni kararlar almasını gerektirebilecek önümüzdeki dönemde belirleyici olacak, Türkiye reform sürecindeki kararlılığıyla Avrupa Birliği üyeliği yönünde hızla yol alacaktır.

    GÜNCEL

    Copyright © 2016 Egemen Bağış

    Brunsia Web Architects
      [Kod-Menu-List]
  • [Kod-Menu-0-Adi]
      [Kod-Menu-0-Alt]
  • [Kod-Menu-1-Adi]
      [Kod-Menu-1-Alt]
  • [Kod-Menu-2-Adi]
    • [Kod-Menu-List]
  • [Kod-Menu-0-Adi]
      [Kod-Menu-0-Alt]
  • [Kod-Menu-1-Adi]
      [Kod-Menu-1-Alt]
  • [Kod-Menu-2-Adi]
    • Menü
    • [Kod-Menu-List]
  • [Kod-Menu-0-Adi]
  • [Kod-Menu-0-Alt]
  • [Kod-Menu-1-Adi]
  • [Kod-Menu-1-Alt]
  • [Kod-Menu-2-Adi]
  • [Kod-Blog-Baslik]