Hiç Mi Dostumuz Yok?
Hiç Mi Dostumuz Yok?
Geçen yazımızda hiç mi hatamız yok? sorusunu irdeledik ve aşağılık aklın yerli hain piyonlarına karşı artık milletçe daha uyanık olduğumuzu vurguladık.
İster istemez okurlarımız her şeyin arkasında, madem aşağılık bir dış akıl var peki hiç mi dostumuz yok? diye sormakta haklılar. Aslında baya da çok var.
Sadece Türkiye'de değil belki de dünyada son yıllarda demokrasinin ve hukukun karşı karşıya kaldığı en korkunç saldırı karşısında, Batılı ortak ve müttefiklerimizden beklediğimiz dayanışmayı göremedik ama istisnaları da not etmemiz gerekir.
15 Temmuz gecesi defalarca konuştuğum AB Göç Komiseri ve Yunanistan Dışişleri, Savunma, Sağlık ve Turizm eski Bakanı Dimitris Avramapolus ülkemizi ziyaret eden ilk AB yetkilisi oldu ve önemli destek mesajları verdi.
Yine o gece defalarca telefonlaştığım İspanya eski Dışişleri Bakanı Moratinos, AB komisyonu ve üye ülkeleri nezdinde demokrasiden yana tavır takınılması için bizler gibi çaba sarf etti.
İngiltere'nin AB bakanı üç gün sonra ülkemizi ziyarete gelirken ve yine ülkemizi ziyaret eden Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Jagland, "darbe girişimi Avrupa topraklarında yaşandı ve esasen tüm Avrupa’ya yönelik bir saldırıydı" derken, Almanya AB Bakanı Roth TBMM'nin bombalanmasının sadece Türkiye için değil, tüm Avrupa için bir trajedi olduğunu vurguladı.
Birlikte çok mesai yaptığım ve Türkiye'nin AB içinde hak ettiği yeri alabilmesi için her dönem destek veren İsveç eski Dışişleri Bakanı Carl Bildt yine devlet adamlığını ortaya koydu ve AB'nin Türkiye ile empati kuramadığını adeta itiraf eden makaleler kaleme aldı.
Daha da sayılacak bir sürü örneğin bir kısmını sıralama çabamızın sebebi en büyük ticari pazarımız Avrupa'da halen dostlarımızın da olduğunu hatırlatmak.
Uluslararası ilişkilerde de değişmeyen tek şey değişimin kendisidir ve ne kalıcı kine nede kalıcı düşmanlığa yer yoktur.
Türkiye hem Avrupalı, hem de Asyalıdır. Akdeniz, Karadeniz, Balkanlar, Ortadoğu, Hazar ve hatta Afrika bölgelerinin kesişme noktasında asırlardır Doğu ve Batı arasında bir ticaret, kültür ve medeniyet köprüsüdür. Anadolu coğrafyasının en mantıklı seçeneği Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi olan Yurt' ta sulh, Cihan' da sulh ilkesini yeniden sahiplenirken barışa, insan haklarına, karşılıklı ticaret ve çıkarlara odaklanmaktır. Yeni dış politika önceliklerimizde bu anlayışın benimsendiğini gözlemlemekten memnuniyet duyuyoruz.
İşte bu anlayış Türkiye'mizi içerde de, dışarda da çok daha güçlü bir ülke haline getirecektir.
Hükümetimizin düşmanların sayısını en aza indirip, dostlarımızın sayısını çoğaltma politikasını başarıyla yürüterek bu dostların sayısını arttıran Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlut Çavuşoğlu, AB Bakanımız Sayın Ömer Çelik, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcımız Sayın İbrahim Kalın ve diplomatlarımıza destek olmak ve ülkemizin geleceğini güvence altına almak hepimizin görevi. Muhalefetin bile...
Egemen BAĞIŞ


