Helal Akreditasyonu
Helal Akreditasyonu
Devletimiz, yeni ve önemli bir birim kurmak için ilk adımı attı. Helal Akreditasyon Kurumu (HAK) Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda kabul edildi.
Tasarıya göre, helal uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite etmek, bu kuruluşların ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyette bulunmalarını ve bu suretle düzenledikleri belgelerin ulusal ve uluslararası alanda kabulünü temin etmek amacıyla, idari ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli Helal Akreditasyon Kurumu kurulacak.
Neden mi çok önemli? Gıda, kozmetik ve ilaç sanayii de dâhil olmak üzere dünyadaki Helal Pazar’ın yaklaşık 3,2 trilyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Ancak düşündürücü olan bir husus var. İslam dünyası için büyük bir hassasiyet arz eden bu pazarın sadece yüzde 18’i nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler tarafından yönetiliyor. Burada büyük bir çelişki söz konusudur ve bu çelişkinin ortadan kaldırılması da ancak daha fazla işbirliği ile mümkündür.
Ne yazık ki İslam ülkeleri arasında birçok konudaki gibi bu konuda da hala bir ortak mekanizmanın, ortak bir akreditasyon anlayışının hâkim olmadığını üzülerek müşahede ediyoruz.
Türkiye olarak, Hükümetimiz helal pazarın arz ettiği bu önemi ve hassasiyeti göz önünde bulundurarak 2012’de TÜRKAK diye bilinen Türk Akreditasyon Kurumumuzun yapısında ve işleyişinde yeni bir dönemi getirdi. Öncelikle TÜRKAK’ı Avrupa Birliği Bakanlığımızın ilgili kuruluşu haline getirdik, sonra da yasal ve yapısal değişikliklerle kurumu dünyadaki akreditasyon kuruluşları arasında da ayrıcalıklı bir pozisyona kavuşturduk.
Türkiye bu konuda asla geride durmaz, duramaz, durması da beklenemez. Hatta bu pazarın öncelikle Müslüman dünyasında ve bununla birlikte dünya sahnesinde de etkin bir şekilde yönetimi konusunda Türkiye önemli bir hassasiyete ve tecrübeye sahiptir.
2013 Ekim ayında Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz Uluslararası Helal Akreditasyon Forumu da bu hassasiyetimizin ve tecrübemizin bir tezahürü idi. 60 ülkeden, yaklaşık 1250 katılımcıyla Türkiye bu alandaki en kapsamlı organizasyona ev sahipliği yaptı. Ancak 17 Aralık hain yargı darbesi kalkışması sonrası bu çabalar da birçok milli proje gibi sekteye uğratıldı.
Helal akreditasyon konusunda bir anlayış birliğinin ve özellikle Müslüman dünyası arasında ticareti kolaylaştıracak birtakım ortak mekanizmaların hayata geçirilmesi noktasında bu yeni kuruluşun bir milat olacağını ve kaybedilen zamanı hızla telafi edeceğini umuyoruz.
2020 yılında dünyadaki Müslümanların sayısının 2 milyara ulaşması bekleniyor. Belgelendirmede çok başlılığın, denetimsiz ve başıbozuk bir yapılanmanın, helal prosedürlerinin izlenmemesinin ve teknik eğitim eksikliğinin önüne geçmeliyiz.
GÜN ARTIK MÜSLÜMANLAR İÇİN HESAPLAŞMA DEĞİL HELALLEŞME GÜNÜDÜR.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) içindeki ticaretin İİT üyesi ülkelerin toplam ticareti içindeki payının sadece yüzde 18 olması ne yazık ki hepimizin ayıbıdır. Bugün İslam dünyasının en büyük sıkıntısını çektiği kavramlar mal, mülk, petrol değildir. Kardeşlik dilidir. Empatidir. Adalettir.
Dünya bugün barışa ve kardeşliğe böylesine susamışken bu hayat iksirlerinin kaynaklarına sahip İslam ülkelerine; çok iş düşüyor. Varsın birileri bize yalnız desin. Biz bir olursak, iri ve diri olursak biz değil bize yalnız diyenler yalnızlaşır.


