AB Bize Çok Mu Lazım?
AB Bize Çok Mu Lazım?
Asırlarca birbirleri ile acımasızca savaşmış Avrupa'lıların huzur içinde yaşamalarını sağlayan Avrupa Birliği aslında insanlık tarihinin en kalıcı barış projelerinden birisidir.
Kömür ve çelik konularında dayanışma maksadıyla başlayıp yıllar içerisinde 120 bin sayfayı aşan müktesebatıyla hayatın hemen her alanına düzenleme getiren bu birlik rahmetli Menderes'ten bu yana dışa bakışımızın kızıl elmalarından biri olmuştur. 1958'de başlayan maceralı AB serüvenimizin birçok engel, duraksama ve kopmaya rağmen bugün hala devam etmesinin sebepleri oldukça fazladır.
Beş yıl boyunca ülkemiz adına müzakerelerini yürüttüğüm bu sürecin tam üyelikle sonuçlanacağını iddia etmek için henüz çok erken. Erken dememizin sebebi müzakereler teknik olarak tamamlandığında aday ülke halkının üyelik onayını referandum ile verme kuralı ve o günün şartlarını bugünden kestiremeyeceğimiz. AB üyesi ülkelerin bazılarının da bu kararı kendi halk oylarına sunma opsiyonunu da gözardı edemeyiz.
Ancak netice her ne olursa olsun bu sürecin devam etmesinde ülkemiz açışından yarar vardır. Avrupa Birliğini en iyi diyetisyen metaforu ile anlatabiliriz. Bu metaforu çok da beğenmeyen AB Uzmanı rahmetli Tulu Gümüştekin kardeşim ile yıllarca daha iyi bir örnek bulmak için uğraşmış, başarılı olamamıştık.
Hatta geçen hafta Istanbul Aydın Üniversitesinde ders verdiğim yüksek lisans öğrencilerim ile benzer bir sohbette farklı bir metafor arayışında da alternatif üretemedik. Bir diyetisyene gidip tüketilen ve yakılan kalorilere endeksli reçetesini uygulamaya başladığımızda, fazla yüklerden kurtulan, sağlığına kavuşan özetle kazanan diyetisyen değil biz oluruz. Hatta bir diyetisyenin kilolu olması veya kalp damarlarının bazılarının tıkalı olması reçetesinin kötü olduğunu değil, kendisinin kendi reçetesini doğru düzgün uygulayamadığını gösterir.
Bugün AB içerisinde ekonomik krizden en çok etkilenen ülkelerin AB kurallarını uygulama konusunda en çok kaçamak yapan ülkeler olması bu yüzden bir tesadüf değildir. Ülkemizin gereksiz yüklerinden ve vatandaşımızı kısıtlayan mantığa aykırı eski yasaklardan kurtulmasında AB sürecinin katkıları her kesimce teyid edilmektedir.
Toplumumuz AB müktesebatının bazı yönlerini hiç bir zaman kabullenmeyecektir. Ancak bu kuralların büyük çoğunluğunun hayata geçirilmesi ülkemizin demokratik ve insan hakları standartlarını yükseltmek ve milletimizin yaşam kalitesini arttırmak açısından elzemdir.
AB uyum sürecinin katılım öncesi fonlar aracılığı ile devlet hazinemize katkıları da göz ardı edilmemelidir. AB Bakanlığımız toplam giderinin belki otuz hatta kırk kat fazlasını bu fonlar aracılığı ile ülkemize kazandırırken, yılda yetmiş binin üzerinde gencimizin Erasmus, Jean Monnet gibi programlarla AB ülkelerinde eğitim almasını da sağlamaktadır.
Dış ticaret hacmimizin yarıdan fazlasının Avrupa ülkeleri yapıldığı bilinciyle, bazı AB ülke liderlerinin duyarsız ve itici tavırlarına tepki olarak AB ilkelerinden vazgeçmemiz papaza kızıp oruç bozmaktan pek bir farkı olmayacaktır.
Egemen BAĞIŞ


