"UZUN VADEDE AB'NİN TÜRKİYE'YE OLAN İHTİYACI, TÜRKİYE'NİN AB'YE OLAN İHTİYACINDAN ÇOK DAHA FAZLADIR"
Samsun'daki AK Parti Siyaset Akademisi toplantısına katılan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'nin AB sürecini anlattı.
İktidar olarak bugüne kadar ekonomide, iç politikada, çetelerle mücadele, terörle mücadele, insan hakları, ifade özgürlüğü gibi her konuda Türkiye'nin çok daha itibarlı, çok daha başarılı olması için çalıştıklarını söyleyen Bağış, "Yaptığımız çalışmaların en önemlisi, bence son 7 yıl içinde demokrasiye yapılan yatırımdır. Bu sürecin arkasındaki en önemli ögelerden, faktörlerden bir tanesi de Türkiye'nin AB sürecidir" diye konuştu.
AB'nin Türkiye'de bir ortak heyecan olduğunu ifade eden Bağış, şöyle devam etti:
"AB sadece benim meselem değil. AB sadece bizim partimizin bir meselesi de değil, AB konusu Türkiye'de iktidarıyla muhalefetiyle, kadınıyla, erkeğiyle, askeriyle, siviliyle hepimizin ortak heyecanı, ortak yarınlarıyla ilgili bir proje. Belki de AB birbirimizle ilgili ortak ve farklı ön yargıları şüpheleri, endişeleri gidermek için de çok önemli bir platform."
AB sürecinin, Türkiye'nin Cumhuriyetin ilanından sonraki en önemli çağdaşlaşma projesi olduğunu söyleyen Bağış, AB'nin sadece belirli bir konuya odaklanan bir süreç olmadığına, açılacak fasılların içinde adaletten, demokrasiye, vergilendirmeden, çevreye, bilime kadar pek çok konunun yer aldığına işaret etti.
Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin 1959 yılında Adnan Menderes döneminde Avrupa Ekonomik Topluluğu'na başvuru ile başladığına işaret eden Bağış, bugün 50 yıl sonra kendisinin Türkiye'nin, tek işi AB müzakerelerine odaklanmak olacak bir Devlet Bakanı olduğunu ifade etti.
"Bu benim adıma umut verici ama ülkemiz adına biraz da düşündürücü" diyen Bağış, çünkü 50 yıllık bir sürecin diğer hiçbir üye veya aday ülkenin tarihinde sürmediğini vurguladı.
Kıbrıs konusuna da değinen Bağış, AB müzakereleri sürecinde Kıbrıs konusunda dik bir duruş sergilediklerini ve bu konuda taviz vermediklerini ifade etti.
Bağış, "AK Parti Kıbrıs'ı sattı" söylemlerinin de yanlış olduğunu vurgulayarak, "AK Parti Kıbrıs'ta tek bir askerini çekmeden, bir karış toprak vermeden bütün dengeleri değiştirmiştir ve Kıbrıs konusundaki dik duruşumuz Türkiye Cumhuriyet tarihinin en dik duruşudur" diye konuştu.
Türkiye'de 2007-2008'in AB konusunda yavaşlama yılı olarak söylenildiğini ancak bu süreçte seçimlere ve kapatma davasına rağmen çok önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Başmüzakereci Bağış, 301'in değişmesi, TRT yasası, Vakıflar Kanunu gibi çok önemli hassas ve Mecliste muhalefetin direnç gösterdiği yasaları geçirdiklerini vurguladı.
2009 yılına çok hızlı giriş yaptıklarını söyleyen Bağış, Cumhurbaşkanı tarafından, 4 yıl boyunca AB sürecinde atılacak adımların ilan edildiği Ulusal Programın onaylandığını ve ardından Nazım Hikmet'in vatandaşlığa alınması, TRT6'nın açılması, Kyoto Protokolu'nün imzalanması gibi bu süreçte yapılan çalışmaları anlattı.
Bundan sonraki süreçte yapılması gereken en önemli şeyin Anayasa değişikliği olduğunu vurgulayan Bağış, şunları söyledi:
"Bizim bu sürece bir son vermemiz ve Türkiye'nin kendi bölgesinde bir ilham kaynağı olabilecek bir Anayasa'ya kavuşmasını sağlamalıyız. Bu yeni Anayasa'yı iktidarı ile muhalefeti ile hep birlikte gerçekleştirmek istiyoruz. AB'nin yolu TBMM'den geçer. Buradan muhalefet partilerine bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bu süreç hepimizin, bu ülke bizim. Gelin Türkiye'nin önünü hep beraber açalım. Hakikaten Türkiye'de eğer ortak endişelerimizden, ayrı düşmelerimizden kurtulmak istiyorsak, hepimizin rahat edeceği, benim diyebileceği bir Anayasayı hep beraber gerçekleştirelim, hep beraber hazırlayalım."
AB sürecinde yolsuzlukla mücadelenin önemine de işaret eden ve bu konuda yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Türkiye'de yolsuzlukla mücadele konusunda bir ulusal strateji belirlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Avrupa'nın terör, ırkçılık, uyuşturucu, enerji, yaşlanan nüfus gibi iç politikada, dış politikada çok ciddi sorunları olduğunu söyleyen Bağış, bu sorunların ve gelecek 30 yılda Avrupa'nın karşı karşıya kalacağı sorunlarının Türkiye ile entegrasyonla çözüleceğine inandıklarını ifade etti.
Bağış, Türkiye'nin güçlü ekonomisi, genç nüfusuyla, Avrupa'ya katacağı önemli şeyler olduğunu vurguladı. AB sürecinde Türkiye'nin en önemli kazanımının "demokrasi" olduğunun altını çizen Bağış, "Uzun vadede AB'nin Türkiye'ye olan ihtiyacı, Türkiye'nin AB'ye olan ihtiyacından çok daha fazladır" dedi.
Türkiye'nin süreci iyi yönetmesi halinde eninde sonunda mutlak başarıya kavuşacağını belirten Bağış, bu süreçte önemli olanın demokrasinin güçlenmesi olduğunu kaydetti.
Kaynak: AA


