BAĞIŞ, TÜRKİYE'NİN DE KATILMASININ AB PROJESİNİN TAÇLANDIRILMASI ANLAMINA GELECEĞİNİ KAYDETTİ
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AB sürecinin bir devlet politikası olduğunu, 31 Aralık 2008'de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayıyla yayımlanan Ulusal Program'dan sonra reformların hızlandığını söyledi.
AB Genel Sekreterliği'nde basın-yayın kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelen Bağış, yılbaşından bu yana AB sürecinde birçok ilke imza atıldığını belirterek, Nazim Hikmet'in vatandaşlığının iade edilmesini, Kyoto Protokolü'nün kabulünü, kadın-erkek fırsat eşitliği konusunda TBMM'de komisyon kurulmasını ve TRT6'nın açılmasını örnek gösterdi.
Yeni yıla 400 sayfalık Ulusal Programla girildiğini hatırlatan Bağış, "Bu program önemli, çünkü altında Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün bakanlarının, Başbakanımız'ın ve Cumhurbaşkanımız'ın imzası var" dedi. Ulusal Programın önümüzdeki dört yıllık dönemde Türkiye'nin neler yapacağını tek tek ilan eden bir resmi taahhütname olduğunu, çünkü resmi gazetede de yayımlandığını söyleyen Bağış, 8 Ocak'ta ilk kez AB konusunda çalışacak bir bakan atandığını kaydetti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dört yıl aradan sonra ilk kez Brüksel ziyareti yaptığını, daha sonra ana muhalefet lideri Deniz Baykal'ın ve Cumhurbaşkanı Gül'ün de Brüksel'e gittiğini hatırlatan Bağış, AB konusunda ayrı bir bakan atanmasıyla "görünürlüğün arttığını", göreve geldiğinden beri Avrupa ülkelerine birçok ziyaret yaptığını anlattı.
Bağış, TBMM gündeminde bekleyen 30'a yakın yasa tasarısının AB süreciyle ilgili olduğunu belirtti.
AB müzakerelerinde vergilendirme faslını açmak üzere gerekli kriterleri yerine getirdiklerini ve bu konudaki müzakere faslının 26 Haziranda açılmasının önünde bir engel kalmadığını kaydeden Bağış, aslında sürecin yeni açılan müzakere fasıllarından ziyade, Türkiye'nin gerçekleştirdiği reformlara endekslenerek değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
"Türkiye Avrupa standartlarında bir demokrasi, Avrupa standartlarında bir ekonomi ve Avrupa standartlarında insan haklarına kavuşması gereken bir ülke" diyen Bağış, bunun için başta anayasa değişiklikleri olmak üzere, yargı reformu, yolsuzlukla mücadele stratejisi ve sendikalar kanunu gibi çalışmalar yapılması gerektiğini belirtti.
Reform İzleme Grubu'nu en geç iki ayda bir toplamak istediklerini vurgulayan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, kamu denetçiliği kurumu için kanun geçse de Anayasa Mahkemesinin bu konuda anayasa değişikliğine ihtiyaç olduğuna karar verdiğini hatırlattı.
AB sürecinde henüz açılmamış 18 müzakere faslının önünde siyasi engeller bulunduğunu belirten Bağış, "Kıbrıs konusunda limanların açılmasına endekslenmiş sekiz fasıl var, Fransa'nın engellediği beş fasıl var" dedi ve Kıbrıs Rum yönetiminin de sadece siyasi gerekçelerle kriterleri yerine getirilmesine rağmen bazı fasılları engellediğini vurguladı.
Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Türkiye aleyhtarı mesajlar veren Avrupalı siyasetçiler olduğuna işaret eden Bağış, "Asıl hedefleri olan Türkiye'ye havlu attırma konusunda başarılı olamayacaklar" dedi.
Uzun vadede bakıldığında AB'nin insanlık tarihindeki en eski ve en kalıcı barış projesi olduğunu kaydeden Bağış, Türkiye'nin de katılmasının bu barış projesinin taçlandırılması anlamına geleceğini kaydetti. Bağış, Avrupa ülkeleriyle Türkiye'nin karşılaşacağı ortak sorunların yüzde 80'inin entegrasyonla kendiliğinden çözüleceğini söyledi.
Kaynak: AA


