DÜNYA TÜRK GİRİŞİMCİLER KURULTAYI
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, yurt dışında yaşayan Türklerin, Türkiye'nin belki de en büyük gücü olduğunu; bugün AB üyesi ülkelerde yaşayan 5,5 milyon Türk vatandaşının daha iyi örgütlenmesi, daha iyi dayanışma içine girmesi ve eğitime gereken önemi vermesi durumunda, o ülkelerin Türkiye'nin AB üyeliğine karşı durmalarının çok zor olacağını söyledi.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) işbirliğiyle düzenlenen Dünya Türk Girişimciler Kurultayı, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapıldı. Kurultay ve gala yemeğine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanı sıra Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcıları Hayati Yazıcı ve Nazım Ekren, Devlet Bakanları Kürşad Tüzmen ve Mustafa Said Yazıcıoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, İstanbul Valisi Muammer Güler ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, kurultay kapsamındaki "Küresel Ekonomide Türk Girişimcilerinin Rolü ve Lobi Faaliyetleri" konulu oturumda yaptığı konuşmada, yurt dışında yaşayan Türklerin, Türkiye'nin belki de en büyük gücü olduğunu söyledi.
Bugün AB üyesi ülkelerde yaşayan Türklerin sayısının 5,5 milyonu bulduğunu ve bunun, AB üyesi birçok ülkenin nüfusundan fazla olduğunu ifade eden Bağış, "Yani onlar bizi istese de istemese de, biz AB'ye girdik. Hem orada yaşayan vatandaşlarımızla, hem Gümrük Birliği aracılığıyla, hem mallarımızla, hem iş adamlarımızla, girişimcilerimizle girdik" diye konuştu.
Davanın net bir şeyi ortaya koyduğunu kaydeden Bağış, "Eğer AB hukukunda haklıysanız ve hakkınızı hukukunuzu aramayı biliyorsanız, tek başınıza bile olsanız, çok ufak bir azınlık bile olsanız, tek bir birey bile olsanız, haklıysanız çoğunluk olabiliyorsunuz" dedi.
Diğer bir konunun da kişilerin, hizmet sunmak için gittiklerini hangi otoritenin belirleyeceğiyle ilgili olduğunu belirten Bağış, şu ana kadar bu konulara ilişkin olarak AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in de aralarında bulunduğu birçok yetkiliyle görüştüğünü anlattı.
Bağış, bu kararları üye ülkelerin alt mahkemelerinde nasıl uygulanacağı konusunda AB Komisyonunun üye ülkelere tavsiyede bulunmasını talep ettiklerini kaydetti. Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türk malının gittiği her yere, o malın sahibinin de o malın hizmetkarının da o malın çalışanının da gidebilmesi, Gümrük Birliği kapsamında bizim en doğal hakkımız olması gerekir. Bunun detayları üzerinde çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın mümkün olan en fazla hakka sahip olması için elimizden geleni yapıyoruz. Ama bu biraz zaman gerektiren bir konu. 'Böyle bir karar çıktı, uçaklara binelim, Avrupa'ya gidelim' diye hızlı bir heyecana kapılmanın anlamı yok."
Yurt dışındaki vatandaşların üç konuya büyük önem vermesi gerektiğini söyleyen Bağış, örgütlenmenin önemine işaret ederek, "Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Başarılı olmuş diasporalara baktığımız zaman, en önemli özelliğinin örgütlenme olduğunu görüyoruz. İkinci önemli konu dayanışma. Biliyorum, bir Türk dünyaya bedel ama ne olur 'İki Türk birbirini yer' dedirtmeyelim" diye konuştu. Bağış, üçüncü önemli noktanın da eğitim olduğunu belirterek, sayısal olarak bazı grupların önüne geçmek mümkün olmasa da eğitime önem verildiğinde, yaşanılan ülkenin kilit noktalarında yer alınabileceğini ifade etti.
Bağış, Kurultay kapsamındaki Avrupa-Balkanlar oturumunda yaptığı konuşmada da, kimilerinin, Türkiye'nin NATO çerçevesindeki tutumunu AB sürecinde istismar etmeye kalkabileceğini, ancak AB'nin aday ülkesi olan Türkiye'nin, NATO'da tam üye olduğunu belirterek, "NATO'da özveriyle hizmet veren bir milletin temsilcileri olarak, AB'deki üyelik sürecimizi NATO'yla bağlamalarına da biz pabuç bırakmayız" dedi.
Bağış, Türkiye'de AB'ye verilen desteğin dönemsel olarak değiştiğini belirterek, AB üyesi ülkelerde de desteğin çok yüksek olmadığını, bunun AB'nin karar alma mekanizmalarının yavaş işlemesinden kaynaklandığını kaydetti.
Bağış, "AB'nin, küresel rekabet yapabilmek için daha hızlı, daha etkin karar alabilecek mekanizmalara kavuşması gerekecek. Sadece nitelikli oy çokluğu değil, belki de konularına göre komiteleşmiş, konularına göre farklı karar alma mekanizmaları oluşmuş bir yapıya kavuşması gerekecek" diye konuştu.
Egemen Bağış, Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin olarak ise, "Son istasyon olan tam üyelik hedefine doğru kararlılıkla gidiyoruz. Kimi gün kar yağıyor, don yapıyor, raylar zorlanıyor, tren biraz yavaş gidiyor; kimi gün güneş doğuyor, karlar eriyor, trenimiz hızlanıyor. Ama kesin olan bir şey var ki, bu raya oturtulan her tren eninde sonunda hedefe varmış. Yani müzakereleri bitirmiş. Türkiye de müzakerelerine başladı, bitirecek" diye konuştu.
Bağış, Türkiye'nin AB sürecinde kararlılıkla ilerlediğini belirterek, şunları kaydetti:
"Birileri sapla samanı birbirine karıştırabilir. Kimileri NATO çerçevesindeki tutumumuzu AB sürecinde istismar etmeye kalkabilir. Evet, Türkiye AB'nin bir aday ülkesidir ama biz NATO'da aday ülke değiliz, NATO'da tam üyeyiz. NATO çerçevesinde Kore'de, Somali'de, Bosna-Hersek'te, Afganistan'da çatışmış, gün geldiğinde şehit vermiş, NATO'nun ikinci en büyük askeri gücünün temsilcisi olan bir ülkeyiz. NATO'da bu kadar özveriyle hizmet veren bir milletin temsilcileri olarak, AB'deki üyelik sürecimizi NATO'yla karşılaştırmalarına, bağlamalarına da biz pabuç bırakmayız. NATO'da hakkımızın, hukukumuzun fazlasını istemeyiz ama altına da razı olmayız."
Kaynak: AA


