ANKARA AB UYUM, DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU TOPLANDI
AB Uyum, Danışma ve Yönlendirme Kurulu toplantısına katılan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, konuşmasında AB sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ankara İl Özel İdaresi İl Genel Meclisi Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen toplantıda AB sürecinin herkesi yakından ilgilendirdiğini ifade eden Bağış, herkesin bu sürece sahip çıkması ve bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti. "Kendi başına bunu devlete bırakırsak hiçbir yere varamayacağımıza inanıyorum" diyen Bağış, her ilde AB'den sorumlu bir vali yardımcısı görevlendirildiğini kaydetti.
AB sürecinin ilerleyebilmesi için hem gönüllerin hem beyinlerin kazanılmasının önemli olduğuna dikkati çeken Bağış, bu konuda çok fazla yanlış bilgilendirme olduğunu, bunun önlenmesi gerektiğini vurguladı.
Bağış, şöyle konuştu:
" ‘17 Aralık 2004'te Türkiye müzakereler için tarih alırken ülkenin bölünmesi durumunda ayrılan parçaların ayrı ayrı AB'ye girmesine onay verdiğimizi belirten bir belgeye imza attık mı' diye bize sıkça sorulur. Maalesef böyle bir palavra da internette dolaşıyor. Böyle bir şeyi bir ülkenin bir bakanının kabul edebilmesi mümkün mü? Bu kadar saçma bir şeyi, maalesef kağıda döküp internet yoluyla milyonlarca insanın aklını çelmek, kafasını karıştırmak için kullanan birtakım kesimler var. Maalesef bunlar organize kesimler. Çünkü bunu hiçbir amatör kendi başına yapamaz."
Bağış, bu tür organize işlerin ülkede herkes tarafından fark edildiği bir döneme girmek için her konunun rahatça tartışılabilmesi gerektiğini söyledi.
Aralarında Avrupa'nın eski devlet başkanları ve toplum liderlerinin de bulunduğu 12 kişinin hazırladığı "AB 2030 vizyonu" ile ilgili bir rapor yayımlandığını anımsatan Bağış, "herkesin, böyle bir rapor hazırlanması fikrini ortaya atan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin girişimlerinden dolayı bu kurulun hazırlayacağı raporun Türkiye'nin AB sürecine zarar vermesini beklediğini" kaydetti.
Raporda, "AB'nin aslında 2010 yılında çok önemli bir dönemeçte bulunduğu" belirtilerek, "AB önümüzdeki 50 yıl ya kendine güvenen iddialı bir küresel aktör olacak ya da Asya kıtasının batıdaki sıradan, önemsiz bir çıkıntısı haline gelecek" şeklinde tespitte bulunulduğunu anlatan Bağış, "Bence çok doğru bir tespit. AB aslında bu dönemeçte doğru kararı verme mücadelesi içinde" dedi.
"Türkiye'nin o bütünleşmenin, birleşmenin en önemli köprüsü" olduğunu vurgulayan Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiyesiz bir Avrupa'nın hem ekonomik olarak hem iş gücü açısından hem de kültürel açıdan çok ciddi bir buhranla karşı karşıya kaldığı artık Avrupalılar tarafından da hissediliyor, yaşanıyor."
Vatandaşların en çok şikayet ettiği konulardan birinin elçiliklerin önlerindeki vize kuyrukları olduğunu kaydeden Bağış, "Bir yandan Başbakanımız, bir yandan Dışişleri Bakanımız, bir yandan ben, bir yandan Cumhurbaşkanımız bu vizeleri kaldırmak için uğraşıyoruz." dedi.
Bağış şöyle devam etti:
Son sekiz yılda 22 ülkede, en sonuncusu bugün, vizeler kaldırıldı. Artık Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları Rusya'ya da Libya'ya da Arnavutluk'a da Suriye'ye de elini kolunu sallayarak gidip gelebiliyor. Ama AB gibi bizim dış ticaretimizin yüzde 50'sinden fazlasını yaptığımız, bütün kurumları içinde yer aldığımız, bu kıtanın en büyük ordusuna sahip bir ülke olarak güvenliğine çok önemli katkılar verdiğimiz bir bölgeye vatandaşlarımızın sıkıntı yaşayarak gitmesi kabul edilebilecek bir durum değil. En kısa zamanda bunu kaldırmak için, vatandaşlarımızın Avrupa'ya da serbest dolaşımını sağlamak için çok ciddi bir çaba içindeyiz. Hep beraber bu konuda gerekli adımları atacağız."
Anayasa değişikliğine de değinen Bağış, "maddelerin her birinin AB müzakere sürecinde bir fasıl açmak kadar önemli olduğunu" belirtti. Bağış, "içerisindeki Kamu Denetçiliği Kurumundan tutun, cinsiyet eşitliğinin Anayasal güvence altına alınmasına kadar, yargı reformu stratejisinin uygulamaya geçmesinden tutun Türkiye'deki birçok tıkanıklığın çözülmesine kadar bütün Anayasa değişiklik paketindeki her bir maddenin AB'nin ya ilerleme raporlarında ya katılım ortaklığı belgesinde veya uluslararası anlaşmalarda Türkiye'den beklediğini ilan ettiği, Türkiye'nin de uyacağını taahhüt ettiği, taahhütlerinin gereği olduğunu görürsünüz" dedi.
Kaynak: AA


